Kapitalist düzenin İleri izdiham teknolojisi

Aslında bütün hepsi elektriğin başının altından çıktı. Tüm bu curcuna onun keşfedilmesi ile başladı. Belki de Edison bile bu hayati icadının kullanım alanının bu kadar genişleyeceğini tahmin edemezdi. Birkaç yüzyıl önce kaybettiğimiz Edisonun sadece aydınlatmak amaçlı kullanılması için tasarladığı insan mucizesi bugün teknolojinin atası. Karikatür olarak hemen zihnimizde sarı renk, ışıl ışıl bir ampulü temsil eden bu tasarım hayatın her köşesinde bambaşka biçim ve hallerde karşımıza çıkmaya devam ediyor.
Bir bakmışsınız çalışma masanızın üzerindeki spot lambadan, klavyenin tuşunda, mutfaktaki el blenderindan, salondaki home theatera dek her yerde.

Ama teknoloji denince yediden yetmişe insanımızın anladığı iki şey var, cep telefonları ve bilgisayarlar. Aslında her ikisi de teknolojik ürün olmalarının yanı sıra birer telekomünikasyon aleti. Yani bizim ortak algılarımız o yönde. İnsanımızda günden güne artan bu iletişim açlığını keşfeden elektronik alet edevat satan tekno marketler de boş durmayıp işi rekabete döküyor, kim daha ucuza ürün pazarlayacak yarışı içerisine giriyorlar. Bu firmalar, sınırlı bir reklam kampanyası hazırlayıp, bir kaç gazete, internet, billboard aracılığıyla plazma, laptop gibi ürünleri zararına da olsa yarı fiyatına vereceğini duyuruyor. Kulaktan kulağa yayılması elbette ki uzun sürmüyor bu bilginin. Yine bir teknolojik sonuç olan forumlar, internet siteleri gibi oluşumlarla insanlar birbirini haberdar ediyor, diğerleri de eşden dosttan "ucuza alet var abi" cümlesini duyup bu çılgınlığın bir parçası oluyor.

Popüler teknoloji

Neticede yapılan kampanyadan bir gün önce binlerce insan market önünde kamp kurup sabaha kadar bekledi. Kapılar açıldığında insanlar birbirlerini ezdiler. Olaya polisin müdahalesi gerekti. Ne kadar uygarca (!) düşünülmüş bir hamle değil mi? Böylelikle ulusal kanallara binlerce dolar reklam vermek yerine, bakın ne kadar da ucuza satıyorum alt metni ile insanlara böylesi bir satış-kapış(?) reva görülebiliyor. Bugün Anadolunun dahi pek çok ilinde bu tür manzaralarla karşılaşmak mümkün. Hayatına daha renkli televizyon gireli birkaç yıl olmuş bireyler teknolojide kast atlamanın heyecanı ile canhıraş birbirini ezerek amansızca kapışabiliyor. Öyle ki, aynı mekanda bir iki stand ötede bu işin karaborsasından para kazanmayı arzu edenlere rastlamak hayal değil. O kuyruklarda bekleşenlerin çoğu yeni bir teknolojik cihaz alırken, kullanıp kullanmayacağına değil, moda olup olmadığına bakarak hareket ediyor artık. Sonuçta bir bakıyorlar evleri üzeri dantel örtülerle kaplı çoğu ihmalden toz duman içinde kalmış elektronik cihaz çöplüğüne dönüşüveriyor.

Bu tür pazarlarda en çok ilgi gören ürünün diz üstü bilgisayar olması bir başka paradoks. Yani sanırsınız ki, yüzde yüzü okuma-yazma bilen ülkemin güzide insanları, her eve bir bilgisayar almak sureti ile 5 yıllık kalkınma planı dahilinde aydınlanma çağının tavanına vuracak. Esasında bilgisayarı icat edenler ona bir abaküs mantığı yükleyerek onun digital bir hesap yapıcı, bilgi sayıcı, veri tutucu olmasını temenni etmiştir ki bu makinayı simgelemek için Türkçe dilinden bir karşılık arandığında da ona "bilgi-sayar" ismi layık görülmüştür. Çok didaktik oldu biliyorum o zaman şöyle yapalım, bakınız daha birkaç gün evvel sadece barkodunda 4 değil 3 haneli lira değerinde rakamlar bulunduğu için adeta hücum edilen metal grisi, tekno siyahı ürünlerin bir çoğunun, daha ne işe yaradığına dair herhangi bir fikri olmayan on binler geceden girdikleri kuyruklarla bu üstün teknoloji harikalarına sahip olmayı ummaktadır. Sabahın erken saatlerinde emekli maaşını çekmek için aylık rutin periyotlarla dışarı çıkan teyzem dahi "evladım nedir bu kuyruk, ekmek mi yağ mı diye " sorabilmektedir. Akabinde aynı teyzeyi birkaç saatlik bir hercümerçten sonra bir elinde ne işe yaradığını çözemediği bir mp3 çalar ile diğer elinde LCD tv içinde ise tarifsiz bir sevinç, "bu kadar ucuzunu bulamazdım, torun nasıl da sevinecek" tarzı muzaffer bir eda ile görmek mümkündür. Şimdi bu satırları hayatında bir cep telefonuna dahi yer olmayan birinin yazıyor olması da ayrı ironi...

Kontrolsüz teknoloji teknoloji değildir...
Sanayi toplumunun gelişmesi ve eğitim imkanlarının artmasıyla teknoloji artık hayatımızın her aşamasında var. 70 yaşındaki insan da, faturasını evden ödeyebiliyor. O 70 yıllık ömrünün siyah beyaz anılarından sadakatini esirgeyip word wide webli ortamlara adapte olabiliyor. Bu kolaylığa kavuşmak için elinden geldiği kadarıyla teknolojiye aşina olmaya çalışıyor.
Enformasyon teknolojilerinin günlük hayatımıza girmesi insanı küreselleştirdi. Bu teknoloji dilini bilmek gerekiyor ve insanlar bu sembolik dile de yatkınlık göstermeye başlıyor. Bu durumda gençler avantaj sağlıyor. Teknoloji sadece hayatımızı kolaylaştırmıyor, aynı zamanda da yönetiyor. Garip bir çekicilik bu. Bir bakıyorsunuz kaderin gidişatını dahi etkileyebiliyor, bir çok olaya dolaylı ya da direkt olarak vesile olabiliyor, msn evlilikleri, son dönem reklamlara ilham veren wapdan iş hayatını yönlendirme, dünyanın neresinde olursa olsun istediğiniz insana anında erişebilme...
Ve tabi küreselleşmenin ve teknolojinin bu kadar yayılması, hem bilgiyi ve insanı ulaşılabilir kılıyor. Ancak insanlar çoğu zaman kendilerine ulaşılmasını istemiyorlar. Böylesine bir açmaz işte, aradığınız kişiye madem ulaşılamayacak niçin o telefona şarj için elektrik harcanıp bir de fatura yahut kontör bedeli ödenir ki?
Global kültüre katkı sunan her ülke gibi, Türkiyenin de durumu bundan farksız. Hem küreselleşmenin kaçınılmaz sonucu, çünkü teknolojiye duyarsız kalamıyorsunuz. Hem genç nüfus var, hem eğitim artıyor ve teknolojiyle tanışma yaşı düşüyor. Bu da vahim bir tablo çiziyor... Kontrolsüz olarak teknolojiyi kullanan nesil bu nimetten chat odalarını, live messengerleri, smsleri anlıyor. Mouseyi bir yerden bir yere götürüp çift tıklayamayan insanları PC başına geçirip "abi sana bir msn adresi alalım" diyerek sadece klavyesinin gelişimine üst düzey katkı sağlamak da sadece bize has bir özellik olsa gerek. Bu tavır birkaç yıl içinde "Türklere has 50 özellik " arasında yer almaya namzet görünüyor.

LCD televizyon ile kokuları birbirine karıştırmadan eşit pişirme mesafeli son sistem bir fırını ilk bakışta birbirinden ayıramayan, kızılötesi ışınların uzaktan kumanda edilmesinin başarıldığını hayretler içerisinde izleyen teknoloji gurebası, sohbet odalarına akabilmek için bir laptop uğruna o uzun kuyruklarda pekala bekleyebiliyor. Gayri Safi Milli Hasıladan kişi başına ne kadar düştüğü umursanmadan, eve götürülecek ekmeğin gramaj niteliği, aylık doğalgaz gideri, elektrik faturası tutarı derken çocuğun okul masraflarının yanına bir de ADSL faturası ilişiveriyor. Tüm bunların yanı sıra taşıdığı çernobil riski, radyasyon kirliliği, küresel ısınmaya katkıları, şehirlerin üzerindeki wireless sisi de cabası. Hayır elbette ki teknoloji bu denli fena bir şey değil, bu cümleyi teknolojinin nimetlerinden faydalanarak satırlarını oluşturanın kurması tabiiki nankörlük olur, doğru kullanıldığında çoğu kez bize sunduğu bu enformasyon fırtınası hayatımızı da kolaylaştırır, hatta öyle ki yeni mesleklerin dahi icat edilmesine, geçim kapılarının teminine, istihdamların sağlanmasına zemin hazırlamıştır. Bunu inkar edemeyiz. Kim bilir belki de teknolojinin vazgeçilmezi iletişim ağları olmasaydı bugün internet haberciliğinden yoksun olacaktık. Teknoloji güzel bir şey elbette ama bu güzellik nasıl kullanıldığı ile doğru orantılı. Tıpkı atom enerjisi ve nükleer santrallerin insanlığın hizmeti dışında , insanlığın canını yakmak için kullanılan uygarlık nişaneleri olduğu gibi. Zaten her ilacın dozu aşıldığında zehir olduğunu unutan bir nesil bizimkisi. Son söz niyetine içten bir "amin" dedirtmek için dua kabilinden bir cümle ; "Allah(c.c) her birimize nimetlerini idrak edecek akıl nimetini versin..."

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Bilim ile ilgilenir misiniz?:

Son yorumlar